Breaking News
Home / admin

admin

2021’in Kurtarıcı Parçalarından Olan Tulumları Nerelerde ve Nasıl Kombinlemeliyiz?

Tek bir parçayla tüm vücudunuzu kusursuz gösterebilme fikri kulağa muhteşem geliyor. Bu noktada alternatiflerin olduğunu bilmek güzel.

Peki ama alternatifler arasındaki tüm parçalar gerçekten vücudunuzu güzel gösteriyor mu, ya da sadece ütopik bir yanılsama mı? Bu süreçlerle debelenirken sizleri bu noktada en risksiz olan tulumlarla tanıştırmak isteriz. Vücut tipiniz kare, elmas veya kum saati formlu bir fiziğe sahipseniz gardırobunuza eklemeniz gereken tulumları gözden geçirin. Mevsimsel olarak sıcak havalara daha çok yakıştığını ve sandaletlerle de bütünlük oluşturduklarını varsayarsak desenli ve çizgili modellerini tercih etmelisiniz. Kış aylarında ise tulumlar, botlarla ve çizmelerle kombinleyebileceğiniz bir altrnatif haline geldi.

Gündüz güneşinden bol fayda sağlamak isteyeceğinizden eminiz. Uzun ya da kısa olarak ayrışan tulumları havanın derecesine göre seçebilirsiniz. Sandaletlerinizle tümlediğiniz stylinginize çapraz küçük çantalarınızı dâhil edin.

GettyImages

Özel akşam davetlerinin de olmazsa olmazları arasında olan tulum modellerinde renk olarak; siyah, beyaz ya da kırmızıyı tercih edebilirsiniz. Akşam daveti için daha kalın kumaşlar sizleri birazcık ağır konuma getirebilir. Tüm gözleri üzerinize toplayacağınız gecede platform ayakkabılar ve portföy çantanızla kendi şıklığınızı koruyabilirsiniz.

Ayrıca mezuniyet günü kep altına giyeceğiniz en şık seçimleri, tulumlar oluşturuyor. Özellikle beyaz ve siyah renklerinin öne çıktığı bu kombinlerde detayları sizlerin özgün stilinize bırakıyoruz.

Yaz günlerinin vazgeçilmezleri arasında olan şort tulumlarla kendi duruşunuzu eğlenceli hale getirin. Bazen denim, bazen spor bazen de desenli modelleriyle tarzınızı hareketlendirin.

Topuklu Ayakkabı Giymeye Yeni Başlayanlara, Hayat Kurtarıcı 5 Öneri

Kadınlığın ve feminen duruşların sembolü olan topuklu ayakkabıları giymeye çoğumuz bayılıyoruz. Bir de nefret edenler var tabii ki. Hayatlarının bir döneminde illa ki her kadının karşılaşacağı yüksek topukları işkence sembolü olarak görmemek gerekir.

Kadınlarda daha fazla özgüven hissi yaratan topuklu ayakkabıları günlük yaşantınızda kullanmaya başlayabilirsiniz. Yeri geliyor bileklerimiz ağrıyor, ayaklarımız şişiyor ve yara oluyor ama yine de vazgeçemiyoruz yüksek topuklardan. Bu durumlarda sizlere ilk önerimiz daima ayak şeklinize uygun ayakkabı seçmeniz yönünde olacak. Mesela taraklı bir ayağa sahipseniz sivri burun ayakkabılardan daima uzak durmanız gerekir. Eğer minik ayaklara sahipseniz, o halde açık ve geniş ayakkabılardan kaçınmalısınız.

İlk kez topuklu ayakkabı giyeceklere önerimiz, daha kalın ve kısa topuklarla başlamanız yönünde olacak. Yüksekliği topuklu ayakkabıya alıştıkça arttırabilirsiniz. Zaten bu yıl kısa ve kalın topuklar trend iken bizce topuklu ayakkabı giymeye alışacağınız yıl tam da bu zamanlar.

Boyunuza uygun topuklu ayakkabılar tercih edin. Ayakkabıların bilek boyuna ve kalınlığına dikkat edin. Zira ayakkabılar bilek boyunuzu keser ve sizleri daha kısa gösterir.

Ayakkabıyı giymeye zorlanıyorsanız silikon tabanlıklar kullanın. Silikon tabanlıklar, topuklu ayakkabının içerisinde ayağınızı rahatlatarak yürümenizi kolaylaştırır. Ayaklarınızın ayakkabı içerisinde kaymasını önleyerek rahatlamanızı sağlar.

Akşam eve geldiğinizde ise ayaklarınızı rahatlatmak ve diğer güne hazır olmak için ayaklarınızı sıcak suyla yıkayarak masaj uygulayabilirsiniz.

Doğru topuklu ayakkabıyı seçtiyseniz eğer, şimdi sıra geldi kombinlere! 2020’nin trend ayakkabılarından derlediğimiz sokak stili görünümlerini sizler için derledik.

2020’nin Makyaj Trendi: Kırmızı Göz Makyajı Uygulamaları

Kim demiş kırmızı renk makyaj uygulamaları sadece dudaklara uygulanır diye! Kırmızının gizemli tavrını buğulu bakışlarınıza yansıtmaya hazır olun.

Kabul edelim ki kırmızı, renk olarak gözlerimizde iddialı duracak bir seçenek. Bu durumu günlük makyaj rutinine uygulamak ise biraz cesaret istiyor. Deneyimlemek isteyenlere ise bizim önerimiz, doğrudan değil de, dolaylı bir yöntemle gözlerinizde kırmızıları hissedebilirsiniz! Nasıl mı? Kırmızı farları hayatınıza kazandırarak. Biliyorsunuz ki kremsi farlar bu yıl çok fazla kullanılıyor. Kırmızıyı da alternatifiniz haline getiren kırmızı göz makyajı trendine uyum sağlamış olursunuz. Kırmızıyı abartılı bulanlar için far tonunuzun pigmantasyonunu azaltabilirsiniz.

Bu uygulamayı daha açık tonlu far renkleriyle kırmızı farı karıştırarak elde edebilirsiniz. Yüzünüzü neşelendirecek bu uygulamadan sonra, kasvetli duruşlara artık ihtiyacınız kalmayacak.

Kırmızıyı sadeleştirmenin bir diğer yolu ise, gölgelendirme yöntemiyle kırmızıyı başka renklerle karıştırmaktır. Daha açık tonlarla günlük makyajınızı sadeleştirebilirsiniz. Daha koyu tonları ise gece makyajınızda kolayca kullanabilirsiniz.

1950’lerde Kadın ve Erkek Giyim Stillerinin Modaya Etkileri

Moda çağını en güzel yaşadığımız dönemlerden biri olan 1950’ler de, trendlere ve akımlara uyum sağlamak bizler için hobi haline geliyor. Her karakterin illa ki kendinde bir şeyler bulduğu trend atmosferine kapılmak çok kolay.

http://bloshka.info/2019/04/07/1950s-of-fashion/
http://bloshka.info/2019/04/07/1950s-of-fashion/

Değişen teknoloji ve değişen ruh hali, peki ya stiller? Stiller hep kalıcı mıdır, yoksa dönüşümlü müdür? Bizlere sorarsanız muhtemelen dönüşümlü cevabını verebiliriz. Bunun sebebi belki de devamlı eskiye takılmamızdandır. Aslında eskiyle yeniyi karıştırmak diyebiliriz tabii ki. Kendinizi bir anda çok eskilere döndürmek ister misiniz? Eğer cevabınız evet ise, sizleri 50’lere, o günlerin modasına götürebiliriz. 50’ler modası aslında ikinci dünya savaşının bitişiyle başlıyor. Yani savaş zamanları kısıtlı kumaş ve iplik olmasından dolayı moda kavramı gelişmemiş. İlerleyen zamanlarda yeni ve farklı kumaşlar keşfedilerek özellikle Amerika Birleşik Devlet’lerinde yaygınlaşmaya başlayan moda anlaşışı yavaş yavaş tüm yaşantılara dâhil olmuş. Özellikle kadınların kıyafetlerine renkler, desenler, naylon kumaşlar, yün ve pul detayları eklendi. Büyük ve ihtişamlı desenler adeta vazgeçilmez oldu.

 50’lerin erkek stillerine baktığımızda, genellikle genç kesimlerde motorcu tarz deri ceketlere rastlıyoruz. Deri ceketlerin tarihi belki de 50’lerden öncesine dayanır. Hala devam ediyor olması gerçekten şahane bir şey değil mi?

Genellikle 30 yaş ve üzeri erkekleri ciddi takım elbiselerle görüyoruz. Süveter trendinin erkeklere yansıdığı o yıllarda her renk süveter kolaylıkla kullanılıyor hale gelmiş. Bol paçalı pantolonlar, şapkalar, ceketler 50’lerin sokak modasını oluşturuyor diyebiliriz. Erkekler o sıralar kıyafetleriyle asil duruşlar sergiliyor.

Kadınlara geldiğimizde öncelikle Fransız esintili saç ve makyajlar gözümüze çarpıyor. Saçlar daima toplu ve asil görünüyor. Bazen de tabii ki aksesuar olarak tercih edilen şapkalara rastlıyoruz. Abartılı inci küpeler de bu yıllarda trend olmuşa benziyor.

Devrin genç kızları enerji dolu ve rengârenk giyinmeye bayılıyor. Desenleri karıştırma ve baştan aşağı tek renk kombinleri oldukça ilgi çekici. Bu iki unsurunda günümüzde trend olduğuna şahit oluyoruz. Elbiselerde genellikle bel, kalça ve göğüs hatlarını belli edecek kıyafetler tercih ediliyor. victorian tarzda midi boy kalem elbiseler epeyce kullanılıyormuş. Bol pantolonlarla çizgili gömlekler birleşiyor. Midi boy etekler yaygınlaşıyor. Asil ve göz kamaştırıcı şıklığı gözler önüne seren en zevkli yılların başlangıcı diyebiliriz 50’ler için. Ayakkabılarda topuklu ve sivri burun ayakkabılara sıklıkla rastlıyoruz. Kadınların ince ve uzun görünme arzusunun 50’lerde başladığının da altını çizebiliriz.

Blazer Ceketler ile 3 Farklı Stil Önerisi!

Bizler için günlük stilde daima kurtarıcı parçalardan olan blazer ceketler, kıyafetlerimiz arasından en asilleri arasında yerini alıyor. Gittiğiniz her yere uygun olabilecek nadir parçalar vardır. Bunların içerisinde en kullanışlı olanlar ise blazer ceketlerdir. Bu ceketlere hem kolayca ulaşabilme olanağına sahibiz hem de basit kombin denemelerine sahip olabiliyoruz. Dilediğiniz gibi kombin yaparak kendi stilinize uydurabilirsiniz blazer ceketleri. Bunlarda üç tanesini de sizler için uyarlayarak kombinledik. Dilerseniz hep birlikte kombinlerimize göz atalım.

Birinci önerimiz iş dünyası ve ciddi ortamlarda nasıl kombinler tercih etmenizden yana olacak. Bu durumlar için genellikle siyah blazerlara rastlıyoruz. Bizim önerimiz klasik siyah cigarette pantolon, beyaz gömlek ve siyah ceketlerden yana olacak. Stiletto’larınızı da unutmamanızda fayda var. Eğer kombininizde biraz hareket istiyorsanız ise, siyah ceketinizin altına tek renk günlük elbiseler tercih edebilirsiniz. Bu kombin sizlere statü ve özgüven kazandırır. Ayakkabı tercihinize gelince tercihinizi daima topuk bootielerden yana kullanın.

Sokak stilinde ise blazer ceketler ile casual tarzlara imza atabileceğinizi söylemek isteriz. En kolayından bir Jean ve balıkçı yaka bir trikoyla sokak stilinde şıklık yaratabilirsiniz. Altına dilerseniz hafif topuklu bir bot dilerseniz ise spor ayakkabılarınızı giyebilirsiniz. Böyle kombinlerde ceketinizi biraz renkli seçmeniz sizlere yarar sağlar. Mesela kadife kumaşlı sarılara ve pembe, gri gibi özgün renklere başvurabilirsiniz.

Son stilimiz ise akşam dışarı çıkarken tercih edilen blazer ceketlerden yana oluyor. Böyle durumlarda ceketinizin altına hareketli parçalar tercih etmelisiniz. Mesela tülleri kullanmak sizleri daha şık ve gösterişli gösterir. Ya da hareketli mini bir elbisenin üzerine, elbise ile aynı boyda olan ceketlerinizi giyebilirsiniz.

Yazın bile tercih edebileceğiniz blazer ceketlerinizi, yazlık kısa top ve mini şortlarla takım kombinasyonlarını sıklıkla öneriyoruz. Ayrıca ceketli şortlu veya ceketli etek takımları da sezonun vazgeçilmeyen trendleri arasındadır.

logoların Kabul Edilemez Yükselişinin Sebepleri?

‘Ne kadar büyük, o kadar iyi’ tabirini duyduk geçenlerde Gucci’den! Aslında bu cümleyle logoların yükselişini ve yükselmeye de devam edeceğinin sinyallerini alıyor gibiyiz öyle değil mi?

Eskiden sportif markalarda daha fazla rastladığımız küçük sembol mahiyetindeki logolar, şimdilerde tasarımlarda en fazla aranan özellik olarak konumunu koruyor. Hatta tasarımların bile önüne geçebiliyor. Bu durum bizim aklımıza ilk olarak markaya duyulan sadakati getiriyor. Bir nevi marka bağımlılığı da dediğimiz hastalık gün geçtikçe artıyor. Seri üretimin hayatımıza kazandırdığı çeşitlilik, tek tipleşmeyi yok ediyor diyebilirim. Çeşitlilik arttıkça fiyatlarda da değişim gösterecek tekstil sektöründe markalar, bağımlılık oluşturmaya çalışıyor adeta. Bu unsur aslında akıllara ilk olarak reklam teriminin kabulüyle geliyor. Seri üretimin gerektirdiği reklam olgusu marka bağımlılığı oluşumuna sebebiyet veren en büyük etken.

Reklamlar, değişen toplum yapısı, kültür ve modernizmin getirdiği yeniliklerle değişebiliyor. Bu durumu en iyi anlatan ise: eskiden Televizyon, radyo gibi geleneksel mecralarda sıkça yapılıyorken, şimdilerde yeni medya, internet ortamında daha kolay ve maliyeti sarsmayacak şekilde reklam yapabiliyorsunuz. Mecraların artışından ve insanlardaki internet kullanımının yükselişinden dolayı doğru hedef kitleye, doğru mesajı vermek daha kolay hale geliyor. Televizyon gibi mecralarda reklam vermek oldukça meşakkatli bir süreç olmasına karşın, internet üzerinden verdiğiniz reklam daha kolay olabiliyor. Şu anda sektörde popüler olan sponsorlu reklam türü tam da marka bağımlılığı oluşturmaya hizmet eden bir unsurdur.

Bu duruma örnek olarak blogger sponsorluklarını verebiliriz. Mesela instagram mecrasında 1 milyon takipçisi olan bir moda Blogger’ının hedef kitlesine ulaşması için extra çaba sarf etmesi gerekmez. Hedef kitlesi zaten onu bulmuştur. Eğer üretilen ürünler Blogger’ın stiline uyuyorsa, takipçilerinin de yaklaşık %70’inin ilgisini çekecektir. Bu yüzden markalar doğru kişilerle çalışmak için hedef kitle analizi yaparak ürünlerini tanıtırlar. Her zaman güzel vücudu olan kusursuz kişilere özenildiği gibi onların yaşamlarına, giydiklerine, yediklerine ve içtiklerine kadar taklit edilmesi de kaçınılmaz oluyor. İşte! Tam da bu noktada hipnotize olup derhal o ürünü istediğimizin dürtüsü oluşuyor. Ürünün çoğu zaman maliyetinin ne olacağına aldırış etmeden, özendiğimiz kişi gibi gözükmek her zaman insanlara cazip geliyor. Hem de tasarımı, rengi, kalitesi fark etmeksizin! ‘Markanın ismini satması’ tabirine %100 katılıyorum. Şık olmak bazen kaliteye bakmayabilir. Zihinsel ve içgüdüsel olarak ilerleyen bu süreci sadece ürüne dayamak saçma bir olgudur. Bir nevi parası olup da zevksiz olanların kolay yoldan elde ettiği stil rehberi! Pardon stilsizlik durumu! Dünyaca ünlü moda evleri de bu durumu profesyonelce kullanıyor. Reklamlarla körelmiş zevk algısı bu sayede en dip noktalara ulaşmış oluyor.

Peki, tasarım için logo yeterli mi?

Tabii ki hayır! Özellikle kendi emeği ve tecrübesi ile bir yerlere gelmiş insanların tecrübelerini yaptıkları tasarımlarla taçlandırılması bizlere daha etik geliyor. Kendi ismini görmeden de adından söz ettirip, ardından konuşturulabilir tasarımlar.

2020’nin Rengi Olan Klasik Maviyi Günlük Stilinize Uyarlayın!

Pantone Renk Enstitüsü’ne göre 2020’nin hit rengi klasik mavi olarak saptandı. Bu olası tezatlığa şaşırdığımızı belirtmemiz gerekiyor!

2019’u geride bırakırken senenin bir ileriki döneme miras bıraktığı nihai unsurunun parıltılı renk karmaşaları abartılı siluetler olduğunu düşünüyorduk. Peki! 2020 sokak stilinde boy gösterecek olan klasik maviyi bizler nasıl yorumluyoruz, mavinin derinliklerine indiğimizde hiç de yabancı kalmadığımız görünümlere rastladık.

Sokak stilinde bu kadar fazla tezatlığı bir arada görmeye yeni yeni alışıyorken klasik mavinin dingin ve huzur veren yapısı bizlere yaşam karmaşamızda biraz soluk almamızı öneriyor gibi.

Maviyi sezon trendlerine uyduralım dedik ve aklımızdan çıkaramadığımız tonsurton stillerinde mükemmel duracağına karar verdik. Hele de kış sezonunda tabiri caizce kat kat giyindiğimizde bir renk karmaşası yaratmak göz yorabilir. Mavinin tonlarıyla oynadığımızda ise karmaşayı azaltıp birbirini tamamlayan bir örüntüden bahsettiğimizi düşünebilirsiniz.

Adeta Sonsuzluğun bizlere olan yansıması olarak tabir ettiğimiz maviyi stilimize uyarlarken takımlaştırma trendini unutmayarak klasikten çıkıp modern görünümlere kavuşacağınız başka bir alternatif hazırladık sizler için. Aynı renk ve tonlarda ceket ve pantolon ikilisinde, ceketinizi birazcık oversize seçebilir aynı zamanda pantolonunuzu da yüksek bel seçmenizi öneriyoruz.

Saçlarda belli belirsiz renklere geçen sezonlarda şahit olmuştuk. Skalamızı genişletirsek klasik maviyi niye eklemeyelim diye düşündük ve renk ışıltılarını ara ara hissedeceğiniz trendlerle sizleri buluşturduk.