Modaya İkna Olma Sürecimiz Nasıl Gerçekleşiyor?

0
667
Görüntülenme

Ben modaya uymam, o bana uysun! Gibi klişeleri sık sık duyuyor hatta bizzat kendimiz bile söylüyor olabiliriz. Moda aslında nedir? Sorusuna parçadan bütüne yayılarak, yavaş yavaş artan ve zamanla kendimizi içerisinde bulduğumuz tek tipleşme diyebiliriz. Sadece kıyafet, saç olarak ele almak doğru olmaz aslında hayatımızda her şey değişiyor. Geçmişte yediğimiz içtiğimiz şeylerle şimdiki yediğimiz içtiğimiz şeyler bile örtüşmemesi, durumu ele veriyor aslında. Peki, bu kadar sadakat duyduğumuz şeylerin bir anda değişebiliyor olması nasıl sağlanıyor? Sorusunun yanıtı ise kuşkusuz reklamlarla, reklamlarla uygulanan ikna yöntemleri ve alışma süreciyle diyebilirim. Bu durum döngü şeklinde ilerler. Geçmişte kabullendiğimiz ve benimsediğimiz şeyleri bile bu yöntemle kabullendik. Mesela yeni çıkan ve trend olmaya hazırlanan bir ürünü öncelikle podyumlarda ilk defa görerek günlük hayata uygun olmadığından yakınarak hatta gülüp geçerek tepki verebiliriz. Sonrasında döngünün ilerleme şekli blogger ve mankenlerin üzerinde görmekle devam eder ve bizlerin henüz ulaşamadığı ürünler olarak karşımıza çıkar. Özenme durumu yavaş yavaş yer etmeye başlar zihnimize. Döngünün ilerleyişi daha da yakınlarımıza geçerek kabullenmemize yardımcı olur ve o ürün artık bizden biri haline gelir. Daha çok sadeleşerek yaygınlaşır ve arayışa başlarız. Bu durum markaları tetikler ve müşterilerin isteklerini karşılamak için ürünü çeşitlendirerek hedef kitlesin en iyi şekilde sunar. Bu süreç rekabet ortamını ve reklam sürecinin de başlangıcı olur. Parçadan bütüne ilerleyen ikna yönteminde satın alma işlemleri en iyi reklam kampanyasıyla gerçekleşir. Aynı zamanda çoğu kez yer edinme taktiği de kullanılır. Üründen memnun kalmak ise uzun soluklu PR kampanyasına dönüşerek markaya müşteri kazandırır. Müşterinin körü körüne markaya güvenmesi müşteri potansiyelini arttırarak daima hedef kitlenin ihtiyacı olduğunda gideceği ilk durak haline gelir.

Fiyat bağlamında alışma süreci ise bu adımdan sonra yani sadakat oluştuktan sonra gelişir. 500 liraya ayakkabı alınır mı? Sorusuna Adidas’sa alınır yanıtını veremeyecek sınırlı sayıda insan vardır.

Markadan satın alma süreci öncelikle cüzi rakamlarla başlar. Mesela 150 gibi bir rakamla Adidas’tan alabileceğiniz bir ayakkabıyla başka bir markadan alınabilecek ayakkabı kıyaslamasında Adidas daima galip gelir. Ürün özelliği ve performansı gözetmeksizin hedef kitlenin %80’lik rakamı Adidas cevabı verir. Tabii ki bu durum eskiden böyle değildi. Para değerinin yükseliyor olmasının da etkisi bulunuyor lakin durumun asıl sebebi yavaş yavaş artış gösteren isteklerdir. İlk olarak 150 lirayla başlayan süreç 200, 300, 400’lerde ilerleyerek şimdilerde 500’e çıkabiliyor ve bu durum garip karşılanmıyor.

Modada kullanılan diğer ikna yöntemi ise: Önce büyük ricalar, sonrasında azalarak küçülenler diyebilirim. Bir ürünün çıkış fiyatıyla sonraki aşamalar bir olmayabiliyor. Markaların indirimleri, rakiplerin düşük fiyat algısı yaratan reklamları gözümüze sokmaları, tükeniyor algısı yaratarak belli bir zaman dilimine ürünleri dâhil etmeleri pazarlama stratejilerine örnektir. İlk olarak karşılaştığımız fiyatla sonrasında azalan fiyatlar bizleri tetikleyerek satın alma isteğimiz oluşur. Almadığımızda pişmanlık duyacağımız algısı gerçekleşir ve markaların çağrılarına kulak vererek pişman olmayacağım algısıyla satın alma işlemi gerçekleşir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here